Karabağ Sorunu

0

Çarlık Rusyası Generali Sisyanov 1805 tarihinde, Çar’a gönderdiği raporda “Karabağ, coğrafi yeri bakımından Anadolu’nun, İran’ın ve Azerbaycan’ın kapısı sayılır” demek suretiyle, bölgenin stratejik önemini belirtmiş ve burada dengeyi kendi yararlarına çevirebilmek için Müslümanların arasına Hıristiyan unsurların (burada amaçlanan Ermenilerdir) yerleştirilmesini önermiştir.

Bunun üzerine 1825-1826 yılları Gacar Yönetimi ile Çarlık Rusyası arasındaki savaş sırasında, Güneyden 18.000 Ermeni getirilerek Dağlık Karabağ’a iskan edilmiştir. Azerbaycan’ın ikiye bölünmesi sonucunu yaratan 1828 Türkmençay Antlaşmasından sonra ise, 8249 Ermeni ailesi tekrar Karabağ’a getirilmiştir. Ayrıca bu tür uygulamaların gittikçe hızını artırması üzerine, Osmanlı idaresinde bulunan bölgelerden getirilen Ermeniler, Karabağ’ın yanı sıra Kafkasya’nın değişik yerlerine de gönderilerek, bugünkü “huzursuzluk” için ortam yaratılmıştır.

Rusların, yaklaşık iki yüzyıl önce uygulamaya koydukları “Ermenileri yerleştirme ve yayma” politikası, pratiğe dönüşmüş ve komşumuz da bu “enstrümanı” dilediği zaman ve şekilde kullanabilmektedir. Böylece bu durum, uzun vadeli politika üretmenin ne denli önemli olduğunu göstermesi açısından, dikkate değer niteliktedir. Ermenilerin zorlaması ve Rusların desteğiyle, Azerbaycan’ın doğal ve yasal sınırları içinde bulunan Nahçıvan’a Muhtar Cumhuriyet, Dağlık Karabağ’a da Muhtar Vilayet statüsü tanınmıştır. Bu suretle Ermeniler, zoraki oluşturulan, Muhtar Vilayet statüsünün arkasına sığınarak, burasının Ermeni toprağı olduğunu ve dolayısıyla Ermenistan’a bağlanması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitmişler ve özellikle Kızıl Ordu artıklarının da yardımıyla Azerbaycan topraklarını işgal etmeye başlamışlardır.

Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve bu arada özellikle Hocalı Kasabası’nı tümden yakmalarına rağmen, Birleşmiş Milletler ve Batılı büyük devletler ciddi bir tepki göstermemişlerdir. İnsanlık ayıbı olan zulüm karşısında evini, toprağını geride bırakarak canını kurtaran bir milyonu aşkın insan yıllardan beri göçebe konumundadır ve ağır koşullar altında yaşamını sürdürmektedir.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer yazıları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.